Susanna Tamaro - Sevgili Mathilda, İnsanın Yürümesini Dört Gözle Bekliyorum
22 Kasım 2009 Pazar
Alıntı: Okumak ve Diğerleri...
"Okumak, belleğimizin içinde küçük bir bahçe yaratmaktan başka bir şey değildir."
Etiketler:
İnsanın Yürümesini Dört Gözle Bekliyorum,
Okumak,
Susanna Tamaro
| Tepkiler: |
Asker Terminolojisine İçeriden Bir Bakış: Sıra Dışı Bir Sözlük Denemesi*
-A-
Alaycı: Alay Komutanı anlamında.
Alt Devre: Askerlik yapan en eski dönemlerin bir altındaki devredekilere verilen ad. (ör: en eskiler 1988/4’ler ise alt devreleri 1989/1’ler oluyor.)
Arazi Olmak: Bir işten, eğitimden, spordan kaçmak, kaytarmak.
Asteg: “Astek” olarak telaffuz edilir. Uzun dönem askerlik yapan üniversite mezunlarının rütbesi olan Asteğmen’in kısaltması.
-B-
Badi Olmak: Askerde aynı ranzada, altlı üstlü yatanların birbirlerine seslenme biçimi. “Kanka”nın asker versiyonu.
Bakıma Girmek: Genellikle Cuma günleri vücut temizliği ve tüfek bakımı ile ilgili olarak yapılan kontrol saatlerini kapsayan söz.
Bilet: (Bkz. Alt Devre.) En eski dönemlerden tam bir sene sonra askere gelen ve artık eskilerin askerliklerinin bittiğinin kanıtı olan devre. (ör: yine 1988/4’ler en eskilerse eğer 1989/4’ler onların biletleri olurlar.)
Boru: (Bkz. Şafak.) Askerliğinin bitimi yakın olanların uzak olanlarla dalga geçmek maksadıyla telaffuz ettikleri söz. (ör: sana 1 gün, 1 hafta, 1 ay borum var vs.)
Bot Bağlamak: Askerliğe başlamış olmak, askerliğin ilk günü anlamında. (ör: üst devreler altlarına kızdıklarında kullanırlar: “Benimle mi bot bağladın?”)
-Ç-
Çaprazı Bozmak: Silahla tutulan nöbetlerde, tüfeğin vücuda çapraz duruşunun değiştirilmesi, ortadan kaldırılması anlamında.
Çarpılmak: Herhangi bir komutanın seni bir hata anında görmesi, fark etmesi.
Çarşıyı Kitlemek: Haftada bir Cumartesi ya da Pazar günleri verilen çarşı izinlerinin değişik nedenlerden ötürü iptal edilmesi, cezaya uğraması. (ör: bozuk yatak, boyanmamış bot vs.)
Çömez: (Bkz. Bilet.) En eski dönemlerden iki dönem sonra bot bağlamış devre. (ör: yine 1988/4’ler en eskilerse eğer 1989/2’ler onların çömezleri olurlar.)
-D-
Dede: Askerdeki en eski devreyi simgeler. (ör: yine 1988/4’ler en eskilerse eğer 1989/3’lerin yani torunlarının (Bkz. Torun.) dedeleri olurlar.)
Doğan Güneş: (Bkz. Şafak.) Bu tabir askerliğin bittiği anlamına gelir. Askerdeki son günün adıdır. (ör: “Şafak, on iki’den sonra (Bkz. On İki’den Sonra.) doğan güneş!”) Bu son günün şerefine askerliği biten kişiye kendi devreleri kemerlerini, yaptığı her ay adedince ve o yerde şınav çekerken vururlar.
Dolap Patlatmak: Arkadaşının dolabından izinsiz olarak bir şeyler almak, aşırmak anlamında. Tabii eğer dolap kilitliyse kilidinin kırılması da söz konusu.
-E-
Enkaz: Askerde hiçbir iş yapamayacak, sorunlu, vasıfsız kişiler grubudurlar. Aynı zamanda bu bir alay konusudur da: (ör: “Olum, enkaz mısın sen?”)
-F-
Fosil: Aynı devre olmalarına rağmen birinin diğerinden 45 gün sonra askere alınması durumudur. (ör: ikisi de 1989/2 tertip olmalarına rağmen birinin ötekinden 45 günlük bir gecikmeyle askere alınmış olmasıdır. Geç kalana, kalmayan “Fosil” diye hitap eder.)
-I-
Izdırap Olmak: Özellikle üst devrelerin altlarına çile çektirmesi, onları sıkıntıya sokmasına denir. (ör: “Herkes işini düzgün yapacak. Yoksa hepinize ızdırap olurum.”)
-İ-
İki Yüz’den Düşmek: Uzun dönem, yani 15 ay (460 gün) askerlik yapanların sayılı günlerinin 200 günden aşağıya inmesi anlamına gelir. Bugünün şerefine o kişinin üstündeki tişörtü arkadaşları tarafından çekiştirilerek yırtılır.
İstikamet Yemek: Baştaki komutanın emrindeki askerlerin lakayt tutumları karşısında onları hizaya getirmek için seçtiği yöntemlerden biri. Bu yöntemde komutan “İstikamet sağınız, istikamet solunuz; dağılın marş marş!” dediğinde askerler toplu halde söylenen yöne doğru koşarlar ve “yat!” ya da “çök!” emrinden hangisi gelmişse ona uyarlar.
İştimadan Düşmek: Genellikle kaytarma düşüncesindeki bazı askerlerin kendilerini yoklamadan alıkoymak için başvurdukları yöntem biçimi. (ör: “Beni koğuşa düş, beni yazıhaneye düş, beni bilmem nereye düş; düş işte!”) Tabii gerçekten görevi olanlar da var elbette. Özellikle nöbetçiler bunların başında gelir.
İştimayı Toplamak: O günkü nöbetçi çavuşun –ki onlardan biri bazı günlerde ben oluyorum- bölükteki askerlerin tam sayısını ortaya koyması, bunu kanıtlaması durumu. Ama nedense iştimalarda hep eksikler olur.
-K-
Kaynak Yapmak: Yemek iştimalarından sonra yemekhaneye toplu halde girilirken sağ veya sol baştaki sıralara arkadakilerin kayması ve içeriye önce girmek istemesi durumu.
-M-
Mehtap: Askerliğin ilk dönemlerini kapsayan acemiliğin ve izin dönemleri öncesinde, memlekete gitmeden önceki günlerin geri sayımı.
-N-
Nöbet Ağacı Olmak: Askerde en çok yapılan işlerden biri olan nöbet tutma işini yine en çok yapanlardan biri olmak. Bu da arkadaşlar arasında espri konusu yapılabilir.
-O-
On İki’den Sonra: (Bkz. Şafak.) Günlerin genellikle gece saatler 00:00’ı gösterdiğinde bittiğine inanılmasından ve işin garantiye alınmasından doğan bir tabir. (ör: “Şafağım, on iki’den sonra 009. Alkışlamayan böyle gün görmesin!”)
-P-
Paraf: Nöbetine gidemeyenin listedeki yerine başkasının isminin yazılması ve bunun komutan tarafından imzalanması durumudur. Geçerli bir mazeret gerektiren bu durum aynı zamanda askerler arasında hoş karşılanmaz; o olmayan kişiye de küfür olarak geri dönebilir.
Plakalara Düşmek: Askerdeki sayılı günlerin Türkiye’deki illeri kapsayan plaka sembollerine inmesi ve son il olan Düzce’den (81) başlaması durumu.
Poşet: Askerliğini üniversite mezunu olduğu için Kısa Dönem (K.D) yani yaklaşık 5 ay (158 gün) olarak yapan bizlerin diğer uzun dönem askerler arasındaki takma adı.
-S-
Sabite Geçmek: Genellikle askerde koğuş, silahlık vs. gibi yerlerde görevlendirilen ve bu işleri nedeniyle herhangi bir eğitim ve spor faaliyetine ya da gün içindeki iştimalara katılması gerekmeyen yani rahat bir konumu olan mekânlara kapağı atma durumu. Rahatlığının yanında tabii belli bir sorumluluğu da yok değil buraların.
-Ş-
Şafak: Askerlikteki sayılı günlerin sembolü olmuş o vazgeçilmez terim.
Şafak Atmak: Bazı askerlerin garip olabilecek düzeyde erişebildikleri her yere (tuvalet duvarları, sifonlar, ranza altları, banklar vs.) şafaklarını karalamaları ya da günlerin birbiri ardına geçmesi durumu.
Şafak Karanlık: Özellikle askere yeni gelmiş uzun dönemlerin şafakları sorulduğunda daha epey bir vakitleri olduğunu betimleyen karamsar tabir.
Şafak Patlatmak: Askerliğinin bitmesine az kalmışların genellikle iştima saatlerinde, topluluk önünde kalan günlerini yüksek sesle duyurmaları.
-T-
Taburcu: Tabur Komutanı anlamında.
Terto: Aynı dönemde askerliğe başlamışların birbirine hitap şekli olan “Tertip” kavramının argolaştırılmış versiyonu.
Torun: (Bkz. Dede.) En eski dönemlerden üç dönem sonra bot bağlamış devre. (ör: yine 1988/4’ler en eskilerse eğer 1989/3’ler onların torunları olurlar.)
-Ü-
Üst Devre: (Bkz. Alt Devre ve Dede) Alt Devrenin bir üstü olan dönem. (ör: 1988/4’ler en eskilerse onlar üst devre; 1989/1’ler de onların bir altı oldukları için alt devre olurlar.)
-Y-
Yardırmak: Askerde çok iş yapmak, çok nöbet tutmak, çok fazla eğitim görmek anlamında; yorgunluğun sembolü olmuş kelime.
Yatış: (Bkz. Arazi Olmak.)
Yüz’den Düşmek: Uzun dönem askerlik yapanların sayılı günlerinin 100 günden aşağıya inmesi anlamına gelir. Bugünün şerefine o kişi hava şartlarına bakılmaksızın bir güzel ıslatılır.
*Askerde olduğum süre içerisinde, duyduklarım ve yapıp ettiklerimin bir sonucu olarak ortaya çıkan bu sözlük tamamıyla gayri resmi bir nitelik taşımaktadır. Bu kavramların hepsi, askerlerin kendi aralarında konuştukları ve kendi yaşantılarının bir birleşimi olarak yine kendilerinin oluşturdukları bir dili resmetmektedir. O nedenle bunların askeri terimler olmadığını, askeriye ile bir ilintisinin bulunmadığını da hâlihazırda belirtmeliyim. Yine bu sözlük, burada bulunduğun süre zarfında ve sonrasında olası yeni kavramlarla gelişmeye, genişlemeye devam edecek ve kendini yenileyecektir. İstifadenize…
Alaycı: Alay Komutanı anlamında.
Alt Devre: Askerlik yapan en eski dönemlerin bir altındaki devredekilere verilen ad. (ör: en eskiler 1988/4’ler ise alt devreleri 1989/1’ler oluyor.)
Arazi Olmak: Bir işten, eğitimden, spordan kaçmak, kaytarmak.
Asteg: “Astek” olarak telaffuz edilir. Uzun dönem askerlik yapan üniversite mezunlarının rütbesi olan Asteğmen’in kısaltması.
-B-
Badi Olmak: Askerde aynı ranzada, altlı üstlü yatanların birbirlerine seslenme biçimi. “Kanka”nın asker versiyonu.
Bakıma Girmek: Genellikle Cuma günleri vücut temizliği ve tüfek bakımı ile ilgili olarak yapılan kontrol saatlerini kapsayan söz.
Bilet: (Bkz. Alt Devre.) En eski dönemlerden tam bir sene sonra askere gelen ve artık eskilerin askerliklerinin bittiğinin kanıtı olan devre. (ör: yine 1988/4’ler en eskilerse eğer 1989/4’ler onların biletleri olurlar.)
Boru: (Bkz. Şafak.) Askerliğinin bitimi yakın olanların uzak olanlarla dalga geçmek maksadıyla telaffuz ettikleri söz. (ör: sana 1 gün, 1 hafta, 1 ay borum var vs.)
Bot Bağlamak: Askerliğe başlamış olmak, askerliğin ilk günü anlamında. (ör: üst devreler altlarına kızdıklarında kullanırlar: “Benimle mi bot bağladın?”)
-Ç-
Çaprazı Bozmak: Silahla tutulan nöbetlerde, tüfeğin vücuda çapraz duruşunun değiştirilmesi, ortadan kaldırılması anlamında.
Çarpılmak: Herhangi bir komutanın seni bir hata anında görmesi, fark etmesi.
Çarşıyı Kitlemek: Haftada bir Cumartesi ya da Pazar günleri verilen çarşı izinlerinin değişik nedenlerden ötürü iptal edilmesi, cezaya uğraması. (ör: bozuk yatak, boyanmamış bot vs.)
Çömez: (Bkz. Bilet.) En eski dönemlerden iki dönem sonra bot bağlamış devre. (ör: yine 1988/4’ler en eskilerse eğer 1989/2’ler onların çömezleri olurlar.)
-D-
Dede: Askerdeki en eski devreyi simgeler. (ör: yine 1988/4’ler en eskilerse eğer 1989/3’lerin yani torunlarının (Bkz. Torun.) dedeleri olurlar.)
Doğan Güneş: (Bkz. Şafak.) Bu tabir askerliğin bittiği anlamına gelir. Askerdeki son günün adıdır. (ör: “Şafak, on iki’den sonra (Bkz. On İki’den Sonra.) doğan güneş!”) Bu son günün şerefine askerliği biten kişiye kendi devreleri kemerlerini, yaptığı her ay adedince ve o yerde şınav çekerken vururlar.
Dolap Patlatmak: Arkadaşının dolabından izinsiz olarak bir şeyler almak, aşırmak anlamında. Tabii eğer dolap kilitliyse kilidinin kırılması da söz konusu.
-E-
Enkaz: Askerde hiçbir iş yapamayacak, sorunlu, vasıfsız kişiler grubudurlar. Aynı zamanda bu bir alay konusudur da: (ör: “Olum, enkaz mısın sen?”)
-F-
Fosil: Aynı devre olmalarına rağmen birinin diğerinden 45 gün sonra askere alınması durumudur. (ör: ikisi de 1989/2 tertip olmalarına rağmen birinin ötekinden 45 günlük bir gecikmeyle askere alınmış olmasıdır. Geç kalana, kalmayan “Fosil” diye hitap eder.)
-I-
Izdırap Olmak: Özellikle üst devrelerin altlarına çile çektirmesi, onları sıkıntıya sokmasına denir. (ör: “Herkes işini düzgün yapacak. Yoksa hepinize ızdırap olurum.”)
-İ-
İki Yüz’den Düşmek: Uzun dönem, yani 15 ay (460 gün) askerlik yapanların sayılı günlerinin 200 günden aşağıya inmesi anlamına gelir. Bugünün şerefine o kişinin üstündeki tişörtü arkadaşları tarafından çekiştirilerek yırtılır.
İstikamet Yemek: Baştaki komutanın emrindeki askerlerin lakayt tutumları karşısında onları hizaya getirmek için seçtiği yöntemlerden biri. Bu yöntemde komutan “İstikamet sağınız, istikamet solunuz; dağılın marş marş!” dediğinde askerler toplu halde söylenen yöne doğru koşarlar ve “yat!” ya da “çök!” emrinden hangisi gelmişse ona uyarlar.
İştimadan Düşmek: Genellikle kaytarma düşüncesindeki bazı askerlerin kendilerini yoklamadan alıkoymak için başvurdukları yöntem biçimi. (ör: “Beni koğuşa düş, beni yazıhaneye düş, beni bilmem nereye düş; düş işte!”) Tabii gerçekten görevi olanlar da var elbette. Özellikle nöbetçiler bunların başında gelir.
İştimayı Toplamak: O günkü nöbetçi çavuşun –ki onlardan biri bazı günlerde ben oluyorum- bölükteki askerlerin tam sayısını ortaya koyması, bunu kanıtlaması durumu. Ama nedense iştimalarda hep eksikler olur.
-K-
Kaynak Yapmak: Yemek iştimalarından sonra yemekhaneye toplu halde girilirken sağ veya sol baştaki sıralara arkadakilerin kayması ve içeriye önce girmek istemesi durumu.
-M-
Mehtap: Askerliğin ilk dönemlerini kapsayan acemiliğin ve izin dönemleri öncesinde, memlekete gitmeden önceki günlerin geri sayımı.
-N-
Nöbet Ağacı Olmak: Askerde en çok yapılan işlerden biri olan nöbet tutma işini yine en çok yapanlardan biri olmak. Bu da arkadaşlar arasında espri konusu yapılabilir.
-O-
On İki’den Sonra: (Bkz. Şafak.) Günlerin genellikle gece saatler 00:00’ı gösterdiğinde bittiğine inanılmasından ve işin garantiye alınmasından doğan bir tabir. (ör: “Şafağım, on iki’den sonra 009. Alkışlamayan böyle gün görmesin!”)
-P-
Paraf: Nöbetine gidemeyenin listedeki yerine başkasının isminin yazılması ve bunun komutan tarafından imzalanması durumudur. Geçerli bir mazeret gerektiren bu durum aynı zamanda askerler arasında hoş karşılanmaz; o olmayan kişiye de küfür olarak geri dönebilir.
Plakalara Düşmek: Askerdeki sayılı günlerin Türkiye’deki illeri kapsayan plaka sembollerine inmesi ve son il olan Düzce’den (81) başlaması durumu.
Poşet: Askerliğini üniversite mezunu olduğu için Kısa Dönem (K.D) yani yaklaşık 5 ay (158 gün) olarak yapan bizlerin diğer uzun dönem askerler arasındaki takma adı.
-S-
Sabite Geçmek: Genellikle askerde koğuş, silahlık vs. gibi yerlerde görevlendirilen ve bu işleri nedeniyle herhangi bir eğitim ve spor faaliyetine ya da gün içindeki iştimalara katılması gerekmeyen yani rahat bir konumu olan mekânlara kapağı atma durumu. Rahatlığının yanında tabii belli bir sorumluluğu da yok değil buraların.
-Ş-
Şafak: Askerlikteki sayılı günlerin sembolü olmuş o vazgeçilmez terim.
Şafak Atmak: Bazı askerlerin garip olabilecek düzeyde erişebildikleri her yere (tuvalet duvarları, sifonlar, ranza altları, banklar vs.) şafaklarını karalamaları ya da günlerin birbiri ardına geçmesi durumu.
Şafak Karanlık: Özellikle askere yeni gelmiş uzun dönemlerin şafakları sorulduğunda daha epey bir vakitleri olduğunu betimleyen karamsar tabir.
Şafak Patlatmak: Askerliğinin bitmesine az kalmışların genellikle iştima saatlerinde, topluluk önünde kalan günlerini yüksek sesle duyurmaları.
-T-
Taburcu: Tabur Komutanı anlamında.
Terto: Aynı dönemde askerliğe başlamışların birbirine hitap şekli olan “Tertip” kavramının argolaştırılmış versiyonu.
Torun: (Bkz. Dede.) En eski dönemlerden üç dönem sonra bot bağlamış devre. (ör: yine 1988/4’ler en eskilerse eğer 1989/3’ler onların torunları olurlar.)
-Ü-
Üst Devre: (Bkz. Alt Devre ve Dede) Alt Devrenin bir üstü olan dönem. (ör: 1988/4’ler en eskilerse onlar üst devre; 1989/1’ler de onların bir altı oldukları için alt devre olurlar.)
-Y-
Yardırmak: Askerde çok iş yapmak, çok nöbet tutmak, çok fazla eğitim görmek anlamında; yorgunluğun sembolü olmuş kelime.
Yatış: (Bkz. Arazi Olmak.)
Yüz’den Düşmek: Uzun dönem askerlik yapanların sayılı günlerinin 100 günden aşağıya inmesi anlamına gelir. Bugünün şerefine o kişi hava şartlarına bakılmaksızın bir güzel ıslatılır.
*Askerde olduğum süre içerisinde, duyduklarım ve yapıp ettiklerimin bir sonucu olarak ortaya çıkan bu sözlük tamamıyla gayri resmi bir nitelik taşımaktadır. Bu kavramların hepsi, askerlerin kendi aralarında konuştukları ve kendi yaşantılarının bir birleşimi olarak yine kendilerinin oluşturdukları bir dili resmetmektedir. O nedenle bunların askeri terimler olmadığını, askeriye ile bir ilintisinin bulunmadığını da hâlihazırda belirtmeliyim. Yine bu sözlük, burada bulunduğun süre zarfında ve sonrasında olası yeni kavramlarla gelişmeye, genişlemeye devam edecek ve kendini yenileyecektir. İstifadenize…
14 Kasım 2009 Cumartesi
Antalya'lı Rock Müzik Grubu: "Gizli Özne"
Muhittin Çelikmakas (vokal), Burçin Bahadır Güner (gitar), Alper Tofta (bas gitar) ve Ali Gazener (davul)’den oluşan Gizli Özne, Efes Dark sponsorluğunda düzenlenen Rock’n Dark 2009 Müzik Yarışmasında Antalya bölge birincisi seçilmiş ve bunun sonrasında “İnce Bir Cam Yüreğim” isimli parçalarına hazırladıkları single çalışmaları ile bugünlerde piyasa çıkmaya hazırlanmaktadırlar. Daha detaylı bilgi ve şarkılarına ulaşmak için:
http://www.myspace.com/gizliozneonline
http://www.facebook.com/gizliozneonline
http://www.myspace.com/gizliozneonline
http://www.facebook.com/gizliozneonline
07 Kasım 2009 Cumartesi
40 Yaşında Bir Çocuk: Susam Sokağı
İlk olarak A.B.D.'de 1969 yılında gösterilmeye başlanan Susam Sokağı Türkiye'de 80 ve 90'lı yıllarda kendine bir hayli hayran kitlesi oluşturmuştu. Bunlardan, belki de en fanatiklerinden biri olarak söylemem gerekirse Susam Sokağı, çocukluğumun sanal okul ortamıydı diyebilirim. İnternetin, geniş televizyon kanalları ağının, mp3'ün ya da ipod'un olmadığı dönemlerin en teknolojik ve didaktik ürünü olarak onu gösterebilirim. Hatırlıyorum ki onun başlama saatlerini iple çeker ve başlar başlamaz da televziyonu -"televziyonu" diyorum çünkü o sırada kumanda daha kefedilmemişti- kimseye kaptırmazdım. Bana çocuk olmanın nimetlerinden biri gibi gelen Susam Sokağı'nın 10 Aralık'ta dolacak 40. yaşını kutluyorum.
Etiketler:
Edi ile Büdü,
Susam Sokağı,
Televizyon,
TRT,
Çocuk
| Tepkiler: |
31 Ekim 2009 Cumartesi
Türk Bilim İnsanlarının Kıskandıran Başarısı
Doğu Akdeniz Üniversitesi Sualtı Görüntüleme ve Araştırma Merkezi’nden Sualtı Arkeoloğu Hakan Öniz, Türk bilim insanlarınca sualtında yapılan sistematik araştırmalarla, Kemer’de 5000 yıllık taş çapa ve 2500 yıllık üç gemi batığı buldu.
Öniz’in çalışmaları, Pera Müzesi’ndeki 12’nci Uluslararası Bot ve Gemi Arkeolojisi Sempozyumu’na katılanlar tarafından heyecanla karşılandı. Akdeniz Arkeolojisi Kurumları Birliği Başkan Yardımcısı Yana Morozova, “Sualtı arkeolojisini bazı ülkelerin tekelinden kurtardınız” dedi.
Hürriyet / 30 Ekim 2009, Cuma
Öniz’in çalışmaları, Pera Müzesi’ndeki 12’nci Uluslararası Bot ve Gemi Arkeolojisi Sempozyumu’na katılanlar tarafından heyecanla karşılandı. Akdeniz Arkeolojisi Kurumları Birliği Başkan Yardımcısı Yana Morozova, “Sualtı arkeolojisini bazı ülkelerin tekelinden kurtardınız” dedi.
Hürriyet / 30 Ekim 2009, Cuma
Grup Kaçak ve Esin İris'ten "Slogan Yok"
Etiketler:
Esin İris,
Kamera Arkası,
Kaçak,
Klip,
Müzik,
Slogan Yok
| Tepkiler: |
Öğretmen Adayları Tarihte Şaştı Kaldı
Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Yücel Kabapınar’ın, 7-9 Ekim tarihindeki IV. Sosyal Bilimler Eğitimi Kongresi’nde sunduğu “Öğretmen Adaylarının Kronoloji Becerilerinin Saptanmasına Yönelik Bir Çalışma” isimli araştırması şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkardı. Araştırmada öğretmen adaylarına Türk ve dünya tarihine ilişkin 5’er olay karışık olarak sunuldu ve bu olayları tarihsel dizine göre sıralamaları istendi. Çalışmaya Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı’ndan 116’sı birinci sınıf olmak üzere, 89’u kız 229 öğrenci katıldı.
Öğrencilerin yüzde 78.2’si yakın Türkiye tarihindeki olayları, yüzde 61.4’ü Osmanlı padişahlarını, yüzde 64.6’sı dünya tarihindeki çok önemli olayları, yüzde 71.6’sı ise Kurtuluş Savaşı sırasındaki olayları tarihsel olarak doğru bir şekilde sıralayamadı.
Bir 3. sınıf öğrencisi “Ay’a insanın ilk kez ayak basmasının, Amerika’nın keşfinden önce” olduğunu belirtti. Araştırmadaki şaşırtıcı sonuçlardan biri de, öğretmen adaylarının Kurtuluş Savaşı sırasındaki olaylarla ilgili yanlış bilgileri oldu. Öğretmen adaylarının çoğu Erzurum Kongresi ve Lozan Anlaşması’nın Atatürk’ün Samsun’a çıkmasından önce yapıldığını yazdı.
Yakın tarihe bakıldığında öğrencilerin çoğu 1982 Anayasası’ndan sonra 27 Mayıs ihtilalinin yapıldığını, ardından 12 Eylül askeri darbesinin gerçekleştiğini belirtti. Padişahları sıralamaları istenen öğrencilerden biri ise, son padişah Vahdettin’in Kanuni Sultan Süleyman’dan önce tahta çıktığını yazdı.
Amaç, kendimizi sorgulamak
Kabapınar, “Amacımız öğretmen adaylarının eksikliğini ortaya koymak değil, bilakis tarih eğitimi ve öğrencilere verdiğimiz derslerle ilgili kendimizi sorgulamak” dedi.
Şükran Pakkan - Milliyet / 29 Ekim 2009, Perşembe
Öğrencilerin yüzde 78.2’si yakın Türkiye tarihindeki olayları, yüzde 61.4’ü Osmanlı padişahlarını, yüzde 64.6’sı dünya tarihindeki çok önemli olayları, yüzde 71.6’sı ise Kurtuluş Savaşı sırasındaki olayları tarihsel olarak doğru bir şekilde sıralayamadı.
Yakın tarihe bakıldığında öğrencilerin çoğu 1982 Anayasası’ndan sonra 27 Mayıs ihtilalinin yapıldığını, ardından 12 Eylül askeri darbesinin gerçekleştiğini belirtti. Padişahları sıralamaları istenen öğrencilerden biri ise, son padişah Vahdettin’in Kanuni Sultan Süleyman’dan önce tahta çıktığını yazdı.
Amaç, kendimizi sorgulamak
Kabapınar, “Amacımız öğretmen adaylarının eksikliğini ortaya koymak değil, bilakis tarih eğitimi ve öğrencilere verdiğimiz derslerle ilgili kendimizi sorgulamak” dedi.
Şükran Pakkan - Milliyet / 29 Ekim 2009, Perşembe
Etiketler:
Amerikan'ın Keşfi,
Kurtuluş Savaşı,
Osmanlı,
Tarih,
Öğretmen
| Tepkiler: |
Öldükten Sonra Bile Para Kazanan Ünlüler
Forbes.com yayınladığı listeyle ölümünün ardından servetini katlayan ünlüler kervanını açıkladı. İşte o isimler:
1. Yves Saint Laurent - Modacı: 350 milyon dolar
2. Richard Rodgers & Oscar Hammerstein - Bestekâr: 235 milyon dolar
3. Michael Jackson - Müzisyen: 90 milyon dolar
4. Elvis Presley - Müzisyen: 55 milyon dolar
5. J.R.R. Tolkien - Yazar: 50 milyon dolar
6. Charles Schulz - Karikatürist: 35 milyon dolar
7. John Lennon - Müzisyen: 15 milyon dolar
8. Dr. Seuss (Theodor Geisel) - Yazar: 15 milyon dolar
9. Albert Einstein - Bilim Adamı: 10 milyon dolar
10. Michael Crichton - Yazar: 9 milyon dolar
1. Yves Saint Laurent - Modacı: 350 milyon dolar
2. Richard Rodgers & Oscar Hammerstein - Bestekâr: 235 milyon dolar
3. Michael Jackson - Müzisyen: 90 milyon dolar
4. Elvis Presley - Müzisyen: 55 milyon dolar
5. J.R.R. Tolkien - Yazar: 50 milyon dolar
6. Charles Schulz - Karikatürist: 35 milyon dolar
7. John Lennon - Müzisyen: 15 milyon dolar
8. Dr. Seuss (Theodor Geisel) - Yazar: 15 milyon dolar
9. Albert Einstein - Bilim Adamı: 10 milyon dolar
10. Michael Crichton - Yazar: 9 milyon dolar
Etiketler:
Bilim Adamı,
Forbes,
Karikatürist,
Müzisyen,
Para,
Yazar,
Ölü,
Ünlü
| Tepkiler: |
24 Ekim 2009 Cumartesi
Kumandadan Uzakta!..
Halihazırda askerde olduğum ve televizyon izleme olanağımın neredeyse sıfır olduğu bir dönemde takip etmeyi çok istediğim bazı dizi ve programları aşağıya bir iç çekiş nedeni olarak iliştiriyorum:
Yeni çıkan kitapların, yazar söyleşilerinin ve kitaba dair birçok canlı figürün yer aldığı TRT 2'de Cumartesi akşamları ekrana gelen "Okudukça"...
Dünyanın sıcak bölgelerinden gerçekleştirdikleri canlı yayınları ve yorumlarıyla "Dünyamız Detay" ile dünyanın kültür ve sanat gündemini yine güncel bir yaklaşımla izleyicilere ulaştıran "Gümüş Hilal"... Hafta içi hergün TRT TÜRK'te.
Selahattin Yusuf, Tarık Tufan ve İsmail Kılıçarslan'ın özgün sunumlarıyla renklendirdikleri ve entelektüel yorumlarıyla bir modern zaman kahvehanesi kimliğine bürüdükleri ÜLKE TV'de Cumaları yayınlanan "Meksika Sınırı"...
Adaşım Alper Saldıran ve Özge Özpirinçi'nin başrollerini paylaştıkları sıcak, samimi bir gençlik ve aile dizisi olan "Melekler Korusun" SHOW TV'de; ama şu aralar hangi gün ekrana geldikleri hakkında bir fikrim yok.
Kendisine has bir izleyici kitlesi olan yine bir aile dramı ve komedisi hüviyetiyle ekrana gelen "Canım Ailem" Atv'de, Salı günlerini kaplıyor diye biliyorum.
Her sezon büyük bir heyecanla beklediğim ve Cumartesilerimi uykusuzluğa boğan Okan Bayülgen'in "Disko Kralı" (ve daha önceki türevleri) ile bu yayın döneminde ekranlara yeni katılan "Medya ve Muhabet Krallıkları" Kanal D'de Pazar ve Pazartesileri...
En çok vaktimi alanları sona sakladım. Onlar elbette ki CNBC-e'de yayınlanan ve çoğu alt yazılı olan diziler: Big Bang Theory, Chuck, Family Guy, Gossip Girl, Heroes, How I Meet Your Mother, King of Queens, Simpsons, South Park, Two And A Half Men ve Nickelodeon Kuşağı içerisinde yayınlanan Avatar: The Last Air Bender...
Yeni çıkan kitapların, yazar söyleşilerinin ve kitaba dair birçok canlı figürün yer aldığı TRT 2'de Cumartesi akşamları ekrana gelen "Okudukça"...
Dünyanın sıcak bölgelerinden gerçekleştirdikleri canlı yayınları ve yorumlarıyla "Dünyamız Detay" ile dünyanın kültür ve sanat gündemini yine güncel bir yaklaşımla izleyicilere ulaştıran "Gümüş Hilal"... Hafta içi hergün TRT TÜRK'te.
Selahattin Yusuf, Tarık Tufan ve İsmail Kılıçarslan'ın özgün sunumlarıyla renklendirdikleri ve entelektüel yorumlarıyla bir modern zaman kahvehanesi kimliğine bürüdükleri ÜLKE TV'de Cumaları yayınlanan "Meksika Sınırı"...
Adaşım Alper Saldıran ve Özge Özpirinçi'nin başrollerini paylaştıkları sıcak, samimi bir gençlik ve aile dizisi olan "Melekler Korusun" SHOW TV'de; ama şu aralar hangi gün ekrana geldikleri hakkında bir fikrim yok.
Kendisine has bir izleyici kitlesi olan yine bir aile dramı ve komedisi hüviyetiyle ekrana gelen "Canım Ailem" Atv'de, Salı günlerini kaplıyor diye biliyorum.
Her sezon büyük bir heyecanla beklediğim ve Cumartesilerimi uykusuzluğa boğan Okan Bayülgen'in "Disko Kralı" (ve daha önceki türevleri) ile bu yayın döneminde ekranlara yeni katılan "Medya ve Muhabet Krallıkları" Kanal D'de Pazar ve Pazartesileri...
En çok vaktimi alanları sona sakladım. Onlar elbette ki CNBC-e'de yayınlanan ve çoğu alt yazılı olan diziler: Big Bang Theory, Chuck, Family Guy, Gossip Girl, Heroes, How I Meet Your Mother, King of Queens, Simpsons, South Park, Two And A Half Men ve Nickelodeon Kuşağı içerisinde yayınlanan Avatar: The Last Air Bender...
Etiketler:
Canım Ailem,
Cnbc-e,
Disko Kralı,
Dizi,
Dünyamız Detay,
Episode,
Gümüş Hilal,
Meksika Sınırı,
Melekler Korusun,
Okan Bayülgen,
Okudukça,
Series
| Tepkiler: |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





